Ekonomi’ye Doların etkisi

 

Biraz da ekonomi olsun;

Günümüzün en sıcak haberleri; İYİ parti ve CHP yönetim savaşı veya Karadenizdeki Sel felaketleri değil kur artışları. Kur artışları Ekonomiyi düzgün yönetemeyen hükümet dış güçlerin oyunu olduğunu söylüyor. Konu ekonomi ise ve sende Dışa bağımlı yaşıyorsan sen bir kuklasın ve istedikleri gibi seni yönetiyorlar. Dünya artık çok küçüldü arkadaşım. Gün gelecek yapay zeka her yeri saracak. Eğer bunları yönetemiyeceksen işimiz daha da zorlaşacak. Yani ülke sınırları içerisinde ne kadar güçlü olursak olalım sınır dışında ise güç ekonomiye dayanmakta. Ekonomi ise özgürlüktür.

Memleketimizde 2002 yılındaki ekonomik sorunları akılcıl çözümlerle üstesinden geldi. Dünya’da 2008 yılındaki ekonomik sorunlarını yine aynı akılcıl şekilde üstesinden geldi. Şimdi olan ise doların artış trendi piyasadaki dolaşımda olan dolar miktarı aslında yok denecek kadar az. Dolar kimde peki ? 80 milyon ülkemizin yastık altında sakladığı dolarlar vardır ama piyasayı etkileyecek kadar değildir. Esasında dolar sınırsız yetkilere sahip bankalarda. Bankacılık sistemimiz harika. Türkiye’de bankalar çok güzel paralar kazanıyorlar. Doları olan bu bankalardaki hesaplarına bakarak mutlu oluyorlardır. Peki bu dolarlar sana mı ait? Hayır para kiminse ona ait bu tamamen ABD ye ait bir para. Kendi bankanız hesabınızdan EFT yapıldığında bilgi önce ABD’ye giderek onaydan geçiyor. Bu yüzden bu kur arıtışlarından galip gelebilmek için önce bankacılık sisteminden bir değişikliğe gidilmeli. Şu an piyasada olmayan doların tek sorumlusu bankalar. Bankalar piyasaya dolar sürmüyorlar. 2 adım’da dolar bağımlılığını azaltmak milli paralarla işlem yapmak önemli hale geliyor. Bu yüzden hükümet Rusya, İran, Azerbeycan, Küba ile etkileşime girerek mutabakatlar imzalıyor. İşte tam da bu sorunların başlangıç noktası buradan başlıyor. Peki bu sorunları aşabilmek ve bir kez daha böyle bir sorunu yaşamamak için ne yapmalıyız? Değerli dostlar iş üretimden geçiyor. Daha fazla üretelim ama ne olursa olsun üretip etkili bir şekilde dünyaya pazarlayalım. Üretim devletin ithalat ve ihracatını artırır, üretim fazlası olan ülkede döviz kaynakları artar, Üretim ülkeye canlılık getirir, bereket getirir, üretimin sonucunda yatırım meydana gelir.
Geçen yıl itibariyle araştırmalarıma göre 100 büyük firmanın 100 dolarlık üretimleri içersinde 56.8 dolarlık ithal girdi olduğunu gördüm. Üretim aşamalarında daha bilimsel olmamız gerekiyor. Kendi kendimize yetebilen ülkeyken Tarımı ve hayvancılığı unutup Şehre göçerken profesyonel tarımı öğrenseydik göç yapmasaydık. Tarımsal üretimler daha güzel sonuçlar alıyor olacaktır. Türkiye’de tarımsal üretimde OECD verilerine göre doğrudan yüzde 7.8, dolaylı yüzde 22 olmak üzere yüzde 29.8 oranında dövize bağlılık söz konusu. Halbuki benim dedem üretim yaparken kendi tohumunu ve kendi gübresini kullanıyordu. Ne oldu da bu hale geldik. Yoksa bizi kandırdılar mı ?

iyisiyle kötüsüyle ülkemiz hepimizin ve bizlere ait. Yatırımcılar genç girişimciler istikrar görmek istiyorlar başka yerlere kaçırmamak için kenetlenmiş ruhlar görmek ister. Bırakın Sağı solu, Alevi Sünniyi, o partili bu partili olmayı. En çok ihtiyacımız olan bir olma ruhu ve birbirimize olan güven. Esasında Ayrılmak çok kolay asıl önemli beraber olmalıyız. Şimdi her ne iş yapıyorsan daha iyi yapmaya odaklanalım.
Üretelim, Üretelim Üretken olalım.

Ahmet Bülent Aladağ

ABIAD

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir